27 Mart 2009 Cuma

başlıksız kız

döndüm dolandım, bıraktım döndüm, yine gelicem, yine gidiyorum, yine alkol yine sigara, yine dipten yine derinden...

19 Ocak 2009 Pazartesi

Değişken ruh halleri ve anksiyete part 1500



Sallanan sandalyemdeki kıyafetlerim gibi atıyorum her günü buruş buruş. İçtiğim sigara izmaritlerimi sakladığım gibi saklıyorum çevremden acılarımı. Artık içki de içmiyorum. Hiç çıkamayacak yaralarımdan irinler... Kurutacağımı sanıcam. Hepsini, izlerini küçükken düşüp açtığım yaralarımın içine tıkacağım ki korkutmasınlar beni... Yaşamın değerini tüm işaretlere rağmen anlayamayacağım... Bir iz bırakamadan göçüp gideceğim herhangi biri gibi. İz bırakanlar unutulmaz diyordu bir şarkı, iz bıraktıklarım nefretle hatırlasa kaç yazar...Şimdi mi anladım sıradan olduğumu? Sanırım evet. Özel olduğumu, farklı bir dünyadan geldiğimi düşünmüyorum artık. Kimseden fazla bir kabiliyetim yok. Bu kadar karamsar olduğumu da bilmeyecek kimseler, har şeyden vazgeçsem de maskelerim hep yanımda olacak işte... Şimdi böyle, yarın ne getirecek ki daha fazla... Umut ettiği sürece yaşarmış ya insan, umudum sahipsiz gibi bu aralar...Yine ve yine kalemimden mutluluk akamıyor işte, denedim ama olmuyor. Evet, çok sıkıcıyım ama kimin umrunda...

Edward bizi tiskoya götür :)

Vampirler bile benden daha romantik, hoş şöyle bir vampirle feci romantik olabilirim ama bu da makyaj vampiri, gerçek beyaz bilem değil velet. O makyajı bile yapmalarına gerek yok halbuki bana, zaten kireç gibiyim... Özetle vampir olasım geldi ikinci kez hayatımda. Diğeri de Vampirle Görüşme filmi sonrasındaydı :):):)

Arka fondaki abimiz de kötü vampir ama özünde onun da çok iyi biri olduğunu bir bakışta anladım baklava kaslarından :)

İşte bu da sözde vampirin al yanaklı hali hahahha, allan yamuuu:PpP dünyanın öbür ucundan bozarım karizmanı heheh:)
Dip not: Filmin adı Twilight 2008, ABD
Al yanaklı vampir (Edward) Robert Pattinson
Kötü vampir (James)Cam Gigandet

15 Ocak 2009 Perşembe

Fin de Bob...

"Bir şey saklıyorsun sen" dedi.
"Yoksa bu kadar kırgın ve durgun görmedim seni. Son lafı ilk önce söyler, çıkar giderdin. Korkardık sana bir şey söylemekten, çekinirdik. Bi de soğuk bakışlar, 'cool' görünmeler. Dokunsam ağlayacak gibisin şimdi. Kızmıyorsun bile, gülmüyorsun da. Bu tehlikeli. Sevdiğin birini mi incittin? Suçlu gibisin... Ya da beklemediğin biri bir şey mi yaptı sana? 'Hiçbir şeyim' ne demek... Nasıl bu kadar değersiz görebilir ki senin gibi biri kendini? Mutsuzsun, çok belli... Zoraki gülmelerinden, abartılı hareketlerinden de çok belli saklamak istiyorsun bir şeyleri... Başını şişirdim biliyorum.

Masanda bir kağıda yazdığın yazıyı gördüm.
'Yolculuk yaparken denize doğru bakmıyorum artık, soğuk binalara, anlamsız geçen arabalara bakıyorum. İnsanların mutsuz suratlarına... Çekemiyorum martıları, uzayıp giden denizi... İzmir'in güzellikleri yerin dibine girsin'

Beni de sevmiyorsun biliyorum. Kimseyi sevmeye cesaretin de yok, isteğin de... Ama unutma ki, gizleyemiyorsun seni tanıyanlardan kendini... Sevmeye devam edeceğim seni, onlar gibi..." dedi!
Ve hiçbir şey dememe fırsat vermeden gitti... Seslenemedim bile arkasından, ki zaten ne diyebilirdim ki... Öğrendim ki işi de bırakmış, ne olduğunu bile anlayamadım. Tanrı kendime nasıl daha çok düşman olabilirim, bunun fantastik yollarını arıyor. Başarılı tabii ki, buluyor... Kaktüs mü, çöpe attım! Bana da bu yakışır...

12 Ocak 2009 Pazartesi

Van Halen - Ain't talkin about love

Bob'dan cacık olmazzz


Bu gereksiz hareketliliği bana ters ya, biraz sakin olsaydı. Kitap okumuyor bi kere,
Okuduğu tek şey maç skorları! müzik desen taraftar marşları...
"bindokuzyüzyimmeşteee güneş doodu ismirdeeee" şeklinde başlayan..

Acayip bi maç merakı, tabi işi o ama, top kafalı olmuş ya... Sürekli geyik mi yapıcam bu adamla, vıcık vıcık zaten sürekli bi temas halinde... Yok olmayacak sanırsam, gitmiş bi tane daha kaktüs almış, kendi masasına koymuş, saksısına da kendini çizmiş. benimkine de beni... allahım, saksımın üzerinde kahküllü sırıtan bi kız suratı var, benzetemeyesice...
Ya benim sağım solum belli olmaz, durup dururken dalıp giderim, konuşmasam bazen saatlerce konuşmam... Bazen çok konuşurum, bazen çok içerim yine konuşurum... Başıma buyruğum. Çoğunlukla bilmeden patavatsızlık yaparım, kalp kırarım. İlgi isterim tabi ama bazen de ilgi göstermeyi unuturum... Hem o kadar ağır şeyler yaşadım ki, onun gereksiz neşesini anlamakla zaman harcayamam. Benim yanıma bi denge unsuru lazım, bi zirzop değil... susmalarımdan anlam çıkaran, şevkat gösteren, boğmayan biri gerek...tabii sıkıcı da olmamalı ama Bob biraz abartıyor. Büyümesi lazım sanırım, evet sorun bu, büyümeli...
ya da ben sevmeyi falan unuttum, nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum...

08 Ocak 2009 Perşembe

Cem Adrian - Bana Özel